mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün118
mod_vvisit_counterDün164
mod_vvisit_counterBu Hafta1243
mod_vvisit_counterGeçen Hafta1613
mod_vvisit_counterBu Ay3979
mod_vvisit_counterGeçen Ay5183
mod_vvisit_counterTümü109328

Online (20 minutes ago): 10
IP: 38.107.179.223
Bugün: Mayıs 20, 2012

KARIN ALTINDAKİ KARDELEN

Yazdır PDF

 

KARIN ALTINDAKİ KARDELEN


Her ne kadar öğretmenimi ikna etmek zor olduysa da 1979 yılının sonbaharında pijama ile okula gitmeyi başarmıştım. Yoksa pantolonumu, tuvalet ihtiyacım sırasında çözmek ölüm gelecekti. Pantolon giymeye ikna edilmem bir ay kadar sürdü ama olsun, ben artık okula alışmıştım.

İlkokula devam ettiğim birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda hatırımda kalanlardan biri yukarıdaki hadise, diğeri de üçüncü sınıfta komşumuzun kızının bir sepet yumurta ile sınıfını geçmesidir. Ancak dördüncü sınıf, hayatımda dönüm noktası niteliğindedir. İki şubeden oluşan dördüncü sınıfların B şubesinde, değişen öğretmenimizle ciddi bir seviye kat etmiştik. Bir gün 4/A şubesinin öğretmeni, bir matematik sorusunu tahtaya çıkıp sınıfa karşı anlatarak çözmemi isteyince, hayal dünyam farklı bir kulvarda yol almaya başladı. Çocukluk işte, nasılsa o soruyu sınıfa karşı anlatmak, o kara tahtadan bütün öğrencileri seyrediyor olmak beni ziyadesiyle havaya soktu. O gün karar vermiştim, hayalimdeki meslek öğretmenlikti.

Üniversiteyi bitirip, diplomamı aldıktan sonra tercihsiz atamam Afyon ilinin Şuhut ilçesi Endüstri Meslek Lisesi Elektrik Bölümüne yapılmıştı. Haritadan baktığımda içinden Gali Çayı”nın geçtiğini görmek Şuhut ilçesini gözümde güzelleştirmişti. Ama 1995 yılının 6 Eylülünde ilçeye geldiğimde Altıgöz Köprüsü üzerinden Gali Çayını burnumu tutarak seyretmiştim. Gali Çayı susuzdu ve o sene soğan piyasası kötü olunca çay soğan çöplüğüne dönmüştü.

Atölye önlüğümle bahçede gezerken kavak ağacından kopardığım bir dal parçasıyla 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerine çalışan öğrencileri seyretmeye başladım. Havanın sıcaklığından olsa gerek iş önlüğümü omzuma aldıktan sonra oturduğum yerde elimdeki dal parçasıyla oynuyordum. Birden karşımda iki öğrenci belirdi. İkisi de Balçıkhisar Kasabası”ndan idi. Aralarında bahse girmişlerdi. Bahis konusu ise benim çobanlık yapıp-yapmadığım idi. Öncelikli olarak benim çobanlık yaptığımı iddia eden öğrenciye “Daha önce çobanlık yaptığımı nereden çıkardın?” diye sordum. Bana cevabı “Ancak bir çoban üzerindeki elbisesini omzuna alır ve elindeki sopayla bu şekilde oynar.” dedi. Tespiti beni hayretler içinde bırakmıştı. Aynı öğrenciye “Ben öğretmenim çobanlık ile ne alakam olur?” dedim. “Çobanlık yapanlar öğretmen olamaz mı?” diyerek cevap verdi.  Bu sefer diğer öğrenciye sordum: “Ben çobanlık yapmış olamaz mıyım?” Onun cevabı ise “Siz öğretmensiniz, çobanlık kim siz kim?” oldu.

İşte o gün öğretmen olmanın hazzına vardım. Çünkü ön yargılara ve zihninde kast sistemine sahip olan gençlere öğretmenlerden başkası fener olamazdı. Cahilliğin önünde, yaşam mücadelesi veren kardelen çiçeğinin karı eriterek ortaya çıkmasını sağlayan güneş gibi olmak ümidiyle…




Görüşmek dileğiyle…




Rafet ALKAYA

Müdür Başyardımcısı

 

COMMENTS

Lütfen YORUM Yazmak İçin Giriş Yapın. Üye değilseniz, üye olmak için tıklayınız..KAYIT
Milli Eğitim Bakanlığı
eokulinternetradyo
eokul46ihbar

egitim
sehitogretmen